İç Ege (2205 Km)

Uzun zamandır gitmek istediğim 3 yer vardı. Ulubey Kanyonu, Salda Gölü ve Frig Vadisi. Herkes gibi bende bu 9 günlük bayram tatilini fırsat bilerek görmek istediğim bu yerler için küçük bir rota yaptım.

Şimdi kısa kısa gerçekleştirdiğim günlük programı ve özeti yazayım sonra fotoğraflar ile detayına geçerim 🙂

1. Gün : 2 Temmuz 2016 / Bursa -> Orhaneli -> Harmancık -> Çavdarhisar -> Ulubey (344 Km)
2. Gün : 3 Temmuz 2016 / Ulubey -> Çivril -> Dinar -> Burdur -> Antalya -> Olympos (384 Km)
3. Gün : 4 Temmuz 2016 / Olmypos (Danalar gibi yattım) (0 Km)
4. Gün : 5 Temmuz 2016 / Olympos -> Finike -> Elmalı -> Söğüt -> Çavdır -> Salda Gölü (247 Km)
5. Gün : 6 Temmuz 2016 / Salda Gölü -> Hacılar -> Burdur -> Dinar -> Gazlıgöl -> Frig Vadisi (serseri kurşun) -> Çifteler (390 Km)
6. Gün : 7 Temmuz 2016 / Çifteler -> Kütahya -> Tavşanlı -> Harmancık -> Dursunbey -> Kepsut -> Burhaniye (493 Km)
7. Gün : 8 Temmuz 2016 / Burhaniye EKMOK Festivali (Deniz Kum Güneş Mode : On) (0 Km)
8. Gün : 9 Temmuz 2016 / Burhaniye EKMOK Festivali (Deniz Kum Güneş Mode : On) (0 Km)
9. Gün : 10 Temmuz 2016 / Burhaniye -> Bursa (239 Km)

Sağda solda markete oraya buraya giderken kayıt dışı ile birlikte toplam 2205 Km oldu.

Harcanan Yakıt : 127,16 Litre / 568,04 TL / Ortalama Litre Fiyatı : 4,4671 TL/Litre
Yakıt Tüketimi : 5,7668 Litre/100km

Hazır mıyız? Başlıyoruz! 🙂

1.Gün – 2 Temmuz 2016 :
Biraz heyecan, biraz tedirginlik var. Rotam genel hatları ile belli olmasına karşın, konaklamayı nerede yapacağımı hiç belirlemedim. Bütçem de biraz kısıtlı. Büyük bölümünü yakıt için ayırdım zaten. Birde onun tasası var içimde. Evden çıkarken 200ml sıvı yağ, 500gr makarna (100’er gramlık poşetler halinde öğünlük olarak paketlenmiş) , 400gr mısır gevreği ve 2 pakette çabuk makarnalardan aldım. Yani makarna ile gezeceğiz 🙂 (Plan bu şekildeydi) Uykumu iyice almak için erken yattım ve normalden biraz geç kalktım. Öğlden önce, hazır olan çantalarımı motora yüklemiş ve yola çıkmaya hazır hale gelmiştim. Bir diğer amaç ise GPS’i minimum seviyede kullanmak (neredeyse hiç) ve ana yollardan uzak kalarak seyahat etmekti.

 

tn_20160702_111211 tn_20160702_111120

 

İlk günün rotası üzerinde Çavdarhisar’ı vardı. Geçerken Aizanoi Antik Kentini ziyaret edecektim. Yolda biraz karıştırdım gibi hissettim fakat tarlada çalışan bir dayıya sorduğumda doğru yol üzerinde olduğumu öğrenip devam ettim. Ve karşınızda Aizanoi!

 

tn_IMG_20160702_144524 tn_IMG_20160702_145448

 

Aizanoi ziyareti sonrasında yönümü Uşak’a doğru çevirdim. Şehir merkezinde bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine “Ezogelin” isimli kebapçıya gittim. İkram olarak ücretsiz keşkek verilmesi beni biraz şaşırttı doğrusu. Ana yemek olarak seçimimi “Vali Kebabı’ndan yana kullandım. (Bir saniye biraz önce ben yukarıda makarna dememiş miydim?! Kaç kere geliyoruz bu dünyaya kardeşim! 🙂 )

 

tn_IMG_20160702_170313 tn_IMG_20160702_171100

 

Şimdi hedef Ulubey’e ulaşıp çadır kuracak yeri bulmakta. Aslında bir arkadaşım daha önce Tenere kampının yapıldığı yere çadır kurabileceğimi söylemişti. Ben kanyon içerisine kamp kurarım diye düşünmüştüm ancak vardığımda gördüm ki, kanyon içinde kamp yapma şansı pek yok. İlk önce cam terasın olduğu yere gittim ve özel işletme olduğunu öğrendim. (Cam terastan bakmak için hiç para veremem vallahi yarın zaten kanyonun içerisinde olacağım! 🙂 ) Bir kaç görevliye danıştıktan sonra belediyenin yerinin  tarifini aldım. Zaten araları çok yakınmış onu da öğrenmiş oldum. Çadırımı kurdum, sandalyemi açtım, kahvemi yapıp bir güzel dinlendim.

 

tn_20160703_093052

 

tn_IMG_20160702_183024 tn_IMG_20160702_183006 tn_IMG_20160702_210240

 

1.Güne ait rotanın iz kaydı :

 

Powered by Wikiloc
 

2. Gün – 3 Temmuz 2016 :
Sabah kalkınca, ilk iş kahvaltı işini halletmek oldu. Menüde makarna var 🙂 Planım Ulubey’de 2 gün kalmaktı fakat kanyon içerisinde kayda değer pek fazla yol ve çevrede çok fazla gezilebilecek yer olmadığını öğrendim. Düşüncem 2. günün sonunda Salda Gölü’nde olmaktı. Lakin Kanyon içerisinde ufak bir aksiyon yaşayınca birde hem motorun düştükten sonraki pozisyonun ters gelmesi sebebi ile altına girip destek alamayıp, kaldıramayıp tüm eşyaları söküp, motoru kaldırıp tekrar yüklemem gerekince biraz moralim bozulmadı değil… “Lanet olsun” demedim değil. Tabi kendime de kızmıyor değilim. Mekanın yerlisinden, bileninden kanyon içi yol tarifini almışsın, neden “aha burada da ne var acaba” diyerek bilmediğin yola dalıyorsun ki?” günlük dersimizi aldığımıza göre devam edelim. (Kendime not : Bir daha asla Continental TKC70 alma) O moral bozukluğu ile “Acaba “Antalya/Olympos’a gitsem mi?” dedim. Çünkü sıcağın anlında 1 saat önce yüklediğim motoru tekrar indirip, tekrar yüklemek gerçekten koydu. 2014 yılında kalmış olduğum pansiyonu aradım. Biraz samimi olunca da “Ulubey Kanyon’undayım, geliyorum” dedim “Gel tamam ayarlarız” cevabını aldım. Hedef : Antalya/Olympos

Kanyonun içinden bir kaç fotoğraf :

 

tn_20160703_130813 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h16m14s180 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h14m39s756 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h13m32s769

 

Aksiyonun sebepleri belli aslında. 1- Yerine göre biraz hızlı gitmek, 2- Beklenmedik zamanda bir anda aşırı eğim kazanan yol. 3- Panik 4- Bakışın yol yerine sağ tarafta bulunan alana takılması. 5- Derenin fark edilmesi ile daha da artan panik. 6- Hafif gaz verip toparlayıp, manevra yapmak yerine durmaya çalışmak. 7- Continental TKC 70

Olay mahalli 🙂

 

tn_vlcsnap-2016-07-14-00h09m15s341 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h09m18s808 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h09m37s921 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h10m03s720 tn_vlcsnap-2016-07-14-00h10m09s118

 

Sonuç : Antalya/Olympos yollarındayım 🙂

 

tn_20160703_195259 tn_20160703_195359

 

2.Güne ait rotanın iz kaydı :

 

Powered by Wikiloc
 

3. Gün – 4 Temmuz 2016 :
Hiç birşey yapmadım 🙂 Sadece dinlendim.

 

4. Gün – 5 Temmuz 2016 :
Aslında Antalya merkezine giderek oradan Salda Gölü’ne gitseydim yol biraz daha kısa sürecekti fakat farklı bir yoldan gitmeyi tercih ettim. İyi ki de öyle yapmışım Finike’den sonra dağ yollarında mükemmel manzaralar karşısında yolculuk etme şansını yakaladım 🙂

 

tn_IMG_20160705_073028

 

Finike’den yukarı döndüğünüzde kısa bir süre sonra sizi karşılayan yol manzarası şöyle oluyor 🙂 Sabahın erken saatlerinde çıktım yola bu nedenle gerçekten serindi.

 

tn_IMG_20160705_085549 tn_IMG_20160705_085813 tn_IMG_20160705_085653 tn_PANO_20160705_085727

 

Sonra…tırmandım, tırmandım ve tırmandım… ve artık çevrede hiç bir şey kalmamıştı 🙂 Avlan Beli

 

tn_PANO_20160705_100043 tn_IMG_20160705_100024 tn_IMG_20160705_100034 tn_20160705_100744

 

Düzlüğe kavuştum ve keçileri ile birlikte beni Avlan Gölü karşıladı.

 

tn_PANO_20160705_091439 tn_IMG_20160705_091549

 

Salda Gölü’ne erken ulaşmak için sabah kahvaltı yapmadan yola çıkmıştım. Yolda fotoğraf çekmekten ilerleyemez duruma geldim. Daha çok fotoğraf çekebileceğim güzellikler ile karşılaştım ama artık acıkmıştım. Korkuteli/Antalya’ya bağlı Söğüt’ten geçerken yol kenarında kahvaltı & kavurma gibi bir tabela gördüm, “acaba dursam mı yoksa ileride daha iyisi var mıdır?” gibi saçma bir soruyu saniyeler içerisinde kafamdan çıkarttıktan sonra hemen çektim kenara.

Genç, kara yağız bir çocuk hemen koştu geldi. Mekanın ismini hatırlamıyorum ama oranın garsonu olduğu belli.
+Hoşgeldin abi
-Hoşbulduk. Karnım aç benim. 🙂
+Ayıp ettin doyururuz abi. Ne istersin? 🙂
-Ne var?
+Ne istersen var abi. Yoksa da hazırlatırız. Sen söyle istediğini.
-Buraya gelenler en çok ne istiyor?
+Sac Kavurma.
-Tamam getir o zaman bi sac kavurma.

Gelen kavurma aşağıdaki gibiydi. Kusura bakmayın açlıktan direk gömüldüm, sonra aklıma geldi fotoğraf çekmek o nedenle bir kısmını göremiyorsunuz 🙂 Hakkını vermem lazım. Gerçekten süperdi. Hayatımda yediğim en lezzetli etlerden biriydi. Şu görüntüdeki tepsi ve göremediğiniz 500ml ev yapımı ayran (o ayran da bir başkaydı 🙂 ) hepsi toplam 19 TL

 

tn_IMG_20160705_104214

 

Ve sonunda o çok merak ettiğim Salda Gölüne ulaştım.

 

 tn_IMG_20160705_120134 tn_20160705_153058 tn_20160705_153350 tn_20160705_153330 tn_20160705_153420

 

Salda Gölünde gün batımı. Sanki güneş doğuyormuş gibi bir batış oldu. Çok uzun sürdü ve hep o doğuş tonunda kaldı. Benim Bursa’da alıştığım gibi ara sıra kızıl bir gök yüzü görme olayı olmadı. Bilmiyorum belki de ben abartıyorumdur 🙂 Ayrıca rakım yüksek, gece hissedilir derecede üşüdüm, bir ara hasta olacağım diye korktum çünkü tatilin geri kalan kısmı rezalete dönüşebilir. Antalya’da ter ırmak olup akarken 1 gün sonrası burada üşümek; kızgın kumlardan serin sulara etkisi yarattı bende.

 

tn_20160705_201700

 

Öncelikle Salda Gölü kamp yeri ile alakalı bir kaç bilgi vereyim sonra yaşadığım hiç hoşuma gitmeyen bir durumu aktarayım. Kamp yeri belediyeye ait ve ücretsiz. Elektirik, Su, WC, Duş, herşey mevcut ve bu hizmetler içinde kimse ek bir ücret istemiyor. Belediyeye ait bir cafeterya mevcut, fiyatlar ise gayet ucuz.

 

tn_IMG_20160705_133634

 

Gelelim yaşadığım olaya. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf çadırımın ilk konumu. Arkasındaki yapı ise Belediye Başkanına aitmiş…. Çadırımı kurmuşum, suyumu kaynatmışım, kahvemi yudumluyorum.. Çadırı kurarken seçtiğim yer süper, zemin düz, çevresinde 4 ağaç var güneş ne batarken ne de doğarken çadırıma gelmeyecek. Çeşmeye yakın, tam önünde ise elektirik prizi var. Ama keyfimin içine edilmesine saniyeler var… Bir belediye görevlisi belirir ve bana doğru yaklaşır… (notun dibi : Çadırı kurduğum yerin 10 metre kadar ötesinde bir çadır daha var. Annem yaşlarda 2 hanımefendi anneleri ile birlikte tatile gelmişler, kendileri ile de çadırımı kurmadan önce 2 lafın belini kırmıştık 🙂  neyse devam edelim…)
+Merhaba, hoşgeldiniz.
-Merhaba, hoş bulduk. Teşekkür ederim. (tokalaştık)
+Çadırı (eli ile bi 5-10 metre ilerisini göstererek) şu ileriye çekebilir misiniz?
-Sebep?
+Ya bu ev şimdi bizim başkanın, malum bayram tatili, misafiri falan gelir bu çadır ne burada demesin bize, çekiver şunu şuraya.
-Sayın abim, bak saat 15:00, bak motorum orada, ben kalıcı değilim, maksimum 14 bilemedin 15 saat sonra burada yokum. Sabah erken kalkıp gideceğim. Uğraştırma beni şimdi.
+Tamam ama bende laf yemek istemiyorum, ileri alabilir misin çadırı.
-Başkan gelsin bana laf söylesin. Ben konuşurum kendisi ile. Burada ise gideyim söyleyeyim “evinin önüne çadır kurdum” diye istersen. Burası devletin arazisi, bende devletin vatandaşıyım, o başkanın evi de devletin arazisinde.
+Yahu anlıyorum seni, başkan sana birşey demez ama bak ben işe yeni girdim, bana laf ederler. Uğraştırma beni çekiver şunu.
-Güzel abim, benim sorunum seninle değil. Bu ev ister ise Cumhurbaşkanının olsun, bu arazi halkın, bende halkım. Ben her ay vergi veriyorum. Bu adamlar benim verdiğim vergi sayesinde maaşını alıyor, ayağına ayakkabıyı bile o para ile alıyor. Şimdi de beni, benim toprağımdan mı kovacak? (Bir anda bütün gözler üzerimde, herkes izliyor ama kimse sesini çıkartamıyor.)
+Kardeşim, neden beri uğraştırıyorsun. Allah rızası için çek şu çadırı şu tarafa, yalvarıyorum sana.
-Çekmiyorum.
Yan tarafdan biraz önce tanıştığım hanımlar da müdahil olur, “Sen sonuna kadar haklısın ama uğraşma adamcağız ile, gel biz de yardım edelim çekiver çadırı” dediler. O an o kadar damarıma basılmıştı ki, olay çıkartmaya kararlıydım. Hanımlara hürmetimden, onların da ısrar etmesi ile yumuşatıp çadırı biraz çektim.

Görevli : Girişte kayıt yaptırmış mıydın?
Ben : Hayır.
Görevli : Tamam bi ara kimlik ile uğrar isen kaydını yapalım.
Ben : Tamam tamam.

Sabah 05:00 kayıt yaptırmadan ayrıldım. Sonra öğrendim ki, o sabah gelip beni aramış ama bulamamış. Ne yazık… 🙂

4.Güne ait rotanın iz kaydı :

 

Powered by Wikiloc
 

5. Gün – 6 Temmuz 2016 :
Bugün Salda Gölünden çıkıp Frig Vadisini gezeceğim. Sabah biraz yolu karıştırdım ve gitmek istediğim güzergahtan çıktım. Aslında çok bir şey fark etmedi. Kaybolmak güzeldir diyerek yola devam ettim 🙂 Şöyle yollardan geçtim. Sanki güzel bir günün habercisi gibiydi.

 

tn_20160706_072948 tn_20160706_071610

 

Yol ilk varış noktama kadar 270km civarındaydı (gece çadırda yatmadan önce öyle hesaplamıştım) gün sonunda vadi içerisinde dolaşarak 390 km’ye tamamladım. Frig Vadisi çok geniş bir alan ve ben gerçekten çok küçük bir kısmını gezebildim. Yollar güzel, manzaralar süper. Farklı bir dünya. Her motosiklet severin kesinlikle gitmesi gereken bir yer olarak değerlendiriyorum. Fazla söze gerek yok, fotoğraflar ile baş başa bırakıyorum sizleri 🙂

 

tn_20160706_143659 tn_IMG_20160702_133846 tn_20160706_153910 tn_20160706_151659 tn_20160706_151628 tn_20160706_150845 tn_20160706_150427 tn_20160706_150409 tn_20160706_144100 tn_20160706_144020 tn_20160706_143912 tn_20160706_143835 tn_20160706_143641 tn_20160706_143525 tn_20160706_143625 tn_IMG_20160706_130250 tn_IMG_20160706_125840 tn_IMG_20160706_125833 tn_PANO_20160706_132528 tn_PANO_20160706_133239

 

5.Güne ait rotanın iz kaydı :

Powered by Wikiloc
 

6. Gün – 7 Temmuz 2016 :

Çifteler’den çıkıp Eskişehir üzerinden Balıkesir/Burhaniye’ye gideceğim. Normal şartlar altında Bursa üzerinden gitmemin daha hızlı olacağı yönünde GPS tarafından uyarılıyorum fakat kim takar benim rota Çifteler -> Eskişehir -> Kütahya -> Tavşanlı -> Dursunbey -> Kepsut -> Balıkesir -> Edremit şeklinde olacak. Rotayı yine güzel seçmişim. Zaten bugün amacım sadece yol yapmak ve her zaman olduğu gibi manzara eşliğinde güzel bir gün geçirmekti.

 

tn_20160707_114404 tn_IMG_20160707_105427 tn_PANO_20160702_133756

 

Her şey çok güzeldi fakat Burhaniye girişindeki o çılgın trafik sıcakta beni yordu. Zaten emniyet şeridinde bir çok araç su kaynatmış şekilde kaputu açmış bekliyordu. Bu olayın dışında Balıkesir çıkışında çevre yolunda benzinim azalmıştı TP petrol vardı sadece ve yakıt alayım diye girdim. (normalde hiç kullanmam) Tabi haberimiz yok dayadılar kötü benzini… Burhaniye girişinde motor rölentiden düştü, 1100-1200 olan devir 600-700 arasında dolaşıyor ve stop ediyor. Motor gaz yemiyor. Son 5-6 km festival alanına bi varsam durup bakacağım, sıkışık trafikte lütfen beni yolda bırakma canım KLE diye söyleniyorum bir yandan ama eşşeklik, bende bilmediğin yerden neden benzin alıyorsun?

Yükü boşalttım, çadırı kurdum. Takım çantasını çıkarttım, karbüratör çanakllarını boşalttım, allen kısa geliyor sol taraaftaki çanağı açtım ama kapatamıyorum, benzin akmaya devam ediyor. 15dk uğraşı sonrasında onuda kapattım, bu sefer allen anahtar elimden kaydı motorun olmadık yerine sıkıştı, onu oradan almaya çalışırken bir daha kaydı marş motorunun altına kaçtı. Festival alanında neredeyse motoru kaldırıp ters çevirip allen anahtarı almaya çalışmadığımız kaldı ama yok, kaldı orada çıkmıyor. Lanet olsun düşer yolda diyerek bindim motora. Motor öyle bir egzoz patlatması yapıyor ki akla zarar. Tenere falan halt etmiş yanında. 6-7 litre kadar harcamışım düzgün benzin aldım patlama biraz azaldı, rölenti kendine geldi biraz ama hala sorun var. O şekilde Bursa’ya geldim. Sıkıntı yaşamadım fakat sonra anladık ki, karbüratör hava ayar vidası düşmüş 🙂

Festival alanından bir kaç görüntü :

 

çadır1 çadır2 çadır3

 

6.Güne ait rotanın iz kaydı :

 

Powered by Wikiloc
 

7. Gün – 8 Temmuz 2016 / Burhaniye EKMOK Festivali
(Deniz Kum Güneş Mode : On) – Zaten festivalde başka ne yapılabilir ki? 😛
8. Gün – 9 Temmuz 2016 / Burhaniye EKMOK Festivali
(Deniz Kum Güneş Mode : On) Mangal falan da yaptık bugün arkadaşlar ile ama şimdi yapılan hayvanlığı burada paylaşmaya gerek yok 🙂 (notun dibi : Tüm alışveriş noktaları ve zincir mağazalar yağmalanmış gibiydi, yiyecek bulmak için artık 6-7 km yol yapar duruma gelmiştik 🙂 )
9. Gün – 10 Temmuz 2016 / Burhaniye -> Bursa
Rüzgarı ve sıcağı bol bir günde eve dönüş…

9.Güne ait rotanın iz kaydı :

 

Powered by Wikiloc
 

Edremit Motosiklet Festivali gerçek anlamda katıldığım ilk motosiklet festivaliydi ve sanırım sonuncusu olacak. Daha önce hiç festivallere katılmamıştım çünkü o kadar kalabalık biraz beni boğuyor. Yalnız olmayı daha çok seviyorum.  Evet daha iyi festivaller kesinlikle vardır (Bknz. : Bursa Enduro, Balıkesir 10Riders Motosiklet Festivali v.s.) fakat bana göre olmadığını anladım. Bundan sonra ancak arkadaşlarımın olması nedeni ile nezaketen Bursa Enduro festivallerine katılırım o kadar…

Rotanın tamamı şu şekilde gerçekleşti :

 

Powered by Wikiloc
 

Kimler Neler Demiş?

  Subscribe  
Bildir